Şu Eğitimi Robotlaştırsak mı Robotlaştırmasak mı?
Doç. Dr. Ayfer ALPER

Şu Eğitimi Robotlaştırsak mı Robotlaştırmasak mı?

Bu içerik 410 kez okundu.

Şu Eğitimi Robotlaştırsak mı Robotlaştırmasak mı?

Robotlar günlük yaşamımızın neredeyse her yerinde yer almaya hızla devam etmekte ve çok da etkili olmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar “fütüristik makine” olarak anılan robotlar günümüzde çok da olağan karşılanmaktadır. Öyle ki çağdaş eğitim ya da 21.yüzyıl eğitim eğilimlerine baktığımızda ilk sırada robotlar yer almaktadır. Robotların eğitimde kullanılmasının bir boyutu robotların ya da onların beyni diyebileceğimiz yapay zekânın eğitime katkısı olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ bilgisayar ya da robotların insanlar gibi düşünmesini ya da davranmasını sağlayacak fonksiyonları içerir. Yapay zekâ günümüzde aracınızı park ederken, cep telefonunuzdan hava durumunu öğrenirken ya da evden uzakta ışığı vb kapatıp açmasını isterken kullandığımız sistemlerdir. Yapay zekâ eğitimde de doğal olarak kullanılabilmektedir. Öğretmenlerin sınav kâğıdını okuyan bir asistanı gibi düşünebiliriz. Yine öğrencilerin seviyelerine ve öğrenme stillerine uyarlanmış çeşitli öğrenme programları, yazılımlar ve oyunlar, özel öğrenme gereksinimlerine cevap verecek ve onların ilgi alanlarına göre yoğunlaşarak yönlendirici olabilecektir. Sadece okul içinde değil gerek fiziksel nedenlerle gerekse coğrafi ya da ekonomik nedenlerle okula gidemeyen öğrencilere derslerinde destek olmak amacıyla onların yerine sınıfta dolaşan, iletişim kurmaya yarayan robotlar da yer almaktadır.

Bir yandan robotların eğitsel ortamlara ve kişilere katkısı hızla yaygınlaşırken bir yandan da programlanabilir robotlarla algoritmik beceriler ve kodlama eğitimleri de eğitsel içeriklerde ve programlarda yerini hızla almaya başlamıştır. Okul öncesi çağın bile öncesinde başlayan algoritma becerisi kazandırmak amaçlı yön kavramları barındıran Bee Bot, Code-A Pillar gibi oyuncaklı platformlar bulunmaktadır. Öte yandan doğrudan platformda oyun oynatan Code Karts, Scratch Jr, Bit By Bit, Kodable gibi ortamlar yer almaktadır. Biraz daha üst düzeyde code monkey, code.org, Kodu Game, Code Combat, Google Blockly, Scratch vb ortamlarla çocuklar programlama bilgisini daha da yoğunlaştırmaktadır. Ayrıca Lego Mindstorm, Arduino, Mbot gibi daha somut ve hareketli parçalarla da kodlama bilgileri gelişmektedir. Özel sektörün ürünlerinin yanı sıra basit bir programlama dili kullanarak kolayca programlanabilen, düşük maliyetli ve çocuklara programlama ve yapay zekâ öğretmeyi amaçlayan AERobot da Harvard üniversitesi tarafından geliştirilmiştir.

Robotların eğitimde kullanım biçimlerinden birisi de probleme dayalı öğrenmedir. Bu öğrenme modelinde, öğrencilere çözmeleri gereken bir sorun sunulmaktadır. Bilgiyi öğretmenin doğrudan aktardığı bir öğrenme ortamından farklı olarak öğretmenin yönlendirdiği ve sorunu öğrencinin kendini yönlendirerek çözüm bulduğu bir öğrenme yaklaşımıdır. Son zamanlarda STEM (Fen Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) olarak daha farklı ve sınırlı bir kimlik altında sunulan bu yaklaşımın geliştirilmesinde de robotlar yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Probleme dayalı öğrenme ile öğrencilerin yaratıcılığı, eleştirel düşünme, problem çözme ve işbirliğine dayalı becerileri gelişmektedir.  

Öğrencilerin robotlarla oynaması ve nasıl çalıştıklarını öğrenmesi kendileri için büyük yararlar sağlayabilir. Sadece onlara bilgisayar programı, Matematik ve Fen gibi konularda bir başlangıç ​​yapmakla kalmaz, aynı zamanda öğrencilerin daha önce hiç düşünememiş kariyerlere ilgi duymalarını da tetikler. Bu tür temel düzeyde alınan eğitimler bir yandan çocukların çeşitli becerilerinin gelişimine destek olurken konuya ilgi duyan öğrencilerin üniversite ya da yüksekokullarda uzmanlaşmalarına da katkı sağlayabilecektir.

Hiç kuşkusuz öğrenmede teknolojinin rolü, insanlığın düşüncesini ve eğitim sürecini geliştirmektir. Günümüzde eğitim sürecinde teknolojinin öğretilmesinden amacımız ise yapay zekayı kullanan değil yapay zekayı oluşturabilen nesil yetiştirmemiz olmalıdır. Ancak sadece robotu kodlayarak STEM disiplinlerinden birkaçıyla eşleştiren ve bunu yirmi birinci yüzyılın dehası olarak kendini ortaya atan eğitim sektörüyle gerçekleştirmemiz çok da olağan görünmemektedir. Bunun için iyi bir programcıya, Matematikçiye, Fizikçiye ihtiyacımız olduğu gibi anadilini doğru ve yetkin kullanabilen, çevresini ve coğrafi konumunun özelliklerini bilen ve sorunlarına çözüm getirebilen, tarihini iyi bilen ve tarihteki etkileşimleri analiz edebilen, toplumsal sorunları sosyolojik ve felsefi açıdan sentezleyebilen, yalnızlığın sorun olduğu ve hatta yalnızlık bakanlığı kurulan ülkelerin olduğu ve yalnızlıktan dolayı yaşamsal risklere giren toplum yapısında sosyalleşmeyi becerebilen ve bunun gibi sıralayabileceğimiz çağdaş birey olmanın pek çok özelliklerini taşıyan gençlerimiz olmalıdır. Tek başına Fen veya Matematik konusunu robotlarla eşleştirerek çağın gerektirdiği eğitimi gerçekleştiriyor gibi görünmek sadece robot sektörünü zengin etmekten öteye gidemeyeceğimizin göstergesidir. Onun yerine disiplinlerarası konuları içeren çok yönlü sorunları çözmeyi temel alan öğretim yaklaşımlarını benimsersek yaratıcı, sorgulayıcı, problemin üstesinden gelebilen, sosyal bireyler yetiştirebiliriz. Bu umutla kalmak dileğiyle…

 

Doç. Dr. Ayfer ALPER

Ankara Üniversitesi

Eğitim Bilimleri Fakültesi

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Üniversite tercihlerinde sınavsız dönem:  Çin Üniversiteleri
Üniversite tercihlerinde sınavsız dönem: Çin Üniversiteleri
Hangi Liseler Sınavla Öğrenci Alacak
Hangi Liseler Sınavla Öğrenci Alacak